Göz düşünen canlı insanın en
önemli organlarından biridir. İnsan algılamasının yaklaşık
yüzde 80'i gözler tarafından sağlanır. Bu inanılmaz
organın özellikleri hayret vericidir. Bütün vücuttaki
duyu algılayıcılarının yüzde 70'i gözün retina tabakasında
yer alır. Kıyaslayacak olursak Sony'nin 2001yılı itibariyle
en gelişmiş dijital kamerasında 4.200.000 görüntü algılama
noktasıyla işlev görürken insan gözü yaklaşık 120.000.000
renksiz algılama ve 6.500.000 renkli algılama hücresiyle
1 fotonluk hassasiyetle çalışabilmektedir.
Göz kafatasında orbita adı verilen bir kemik yuvaya
yerleşmiştir. Etrafı yumuşak yağ dokusuyla sarılıdır.
Üzerine yapışan 6 adet kas göz hareketlerini sağlar.

Göz bir fotoğraf
makinasına benzer şekilde fonksiyon görür. Cisimlerden
gelen ışık önce en dıştaki saydam kornea tabakasına
gelir. Kornea gözün kırıcı gücünün yaklaşık %70'ine
sahiptir. Gelen ışınları kırarak gözbebeğine gönderir.
Buradan geçen ışınlar göz merceği tarafından tekrar
kırılırlar. Mercek ışınları retinaya odaklayacak
şekilde
ince ayar yapar. Bu ayar merceğin incelip bombeleşerek
kırma gücünü değiştirmesi sayesindedir ve buna gözün
uyum yapması (akomodasyon) adı verilir. Uyum yapmayan
genç bir gözde lensin kırma gücü 20 dioptrinin altındayken
maksimum uyumla 30 dioptrinin üzerine çıkabilir ki
bu
gözün toplam kırma gücünde yaklaşık 8.5 dioptrilik
artışa karşılıktır. Bu sayede göz yakını da uzağı da net görebilir.
Işınlar mercekte kırıldıktan sonra göz küresinin arka
kısmının içini dolduran vitreus ismindeki jöleye
benzer
maddeden geçerek retina tabakasında odaklaşırlar. Gözün
iç duvarını yapan retina, fotoğraf filmi gibi görev
görür. Gelen ışınlar retina tarafından elektrik enerjisine
çevrilip göz siniri tarafından beyne iletilirler
ve
beyin tarafından değerlendirilerek görüntü olarak algılanırlar.
Kornea
Kornea gözün en
dış tarafında yer alan cam gibi parlak kısımdır (resim
1). Başka bir tarifle, gözümüze
toz kaçtığında acıyan, cama benzeyen, kontakt lensleri
üzerine yerleştirdiğimiz kısımdır. Yaklaşık yarım milimetre
(550 mikron) kalınlığında ve 12 mm çapındadır. Saydam
bir küre kesitine benzer. Gözün, gelen ışınları en
fazla
kıran bölümüdür. Dolayısıyla gözün odaklama işlevinde,
yani net görmede en büyük pay korneaya aittir. Korneanın
yapısında en ufak bir değişiklik gözün odaklama işlevinde
önemli bir fark yaratır.Bu nedenle kırma kusurlarını
tedavi etme amacıyla geliştirilmiş olan refraktif cerrahi
genellikle korneada şekil değişiklikleri yaparak kırma
kusurlarını çözer. Kornea temel olarak 3 katmandan oluşur
(resim 5). Bu katmanlar dıştan içe epitel, stroma ve
endoteldir. Epitelin kendini yenileme yeteneği vardır.
Herhangi bir hasar sonrası epitel hücreleri üreyerek
hasarın büyüklüğüne göre birkaç gün içinde hasarı kapatırlar.
Bu katmanın bir özelliği de acıyı algılamamızı sağlayan
sinir uçlarını içermesidir.Epitel, üzeri göz yaşıyla
kaplı, çoğalma yeteneğine sahip hücrelerden oluşan
kornea
katmanıdır. Ağrı ve acı duymamızı sağlayan açık sinir
uçlarına sahiptir.
Lens
Gözbebeğinin arkasında yer alan şeffaf yapıdır.
Temel fonksiyonu odaklama için ince ayar yapmaktır.
Bu fonksiyonu şişkinleşip incelerek yapısını değiştirerek
gerçekleştirir. Yakına bakışta bombeleşerek okuma gibi
işlevlerin yapılmasını sağlar.
Gözbebeği
Gözbebeği irisin merkezindeki siyah bir daire gibi
gözüken deliktir. Gözün içi karanlık bir odacık gibi
görev gördüğü için bu delik siyah gözükür. Bazen fotoğraf
çekimi sırasında fotoğraf makinasının flaşı patladığı
zaman bu odacığın içi aydınlanabilir ve gözün iç kısmının
rengi olan kırmızı-sarı renk fotoğrafta gözükebilir.
Kimi fotoğraflarda gözlerin kırmızı gözükmesinin sebebi
budur. Aynı şekilde göz hekimleri özel bir aydınlatma
sistemiyle bu odacığı aydınlatarak, göz bebeğinin arkasını
görebilirler.
İris
İris gözün rengini
veren renkli tabakadır. Mavi, yeşil, kahverengi, ela
gibi renklerde olabilir.İris
adını eski Yunan mitolojisinden almıştır. Bu hikayelerde
adı geçen ve güzelliği ile ünlü gökkuşağı tanrıçasının
ismi gözün bu büyüleyici güzellikteki göz kasının da
adı olmuştur. İris o kadar güzel bir yapıdır ki, çok
az fotoğraf ve fotoğrafçı onun bu güzelliğini tam olarak
ortaya koyabilir. Nitekim mikroskop altında mavi bir
iris cerrahlara bir deniz gibi gözükürken, kahverengi
bir iris çok muhteşem hayali bir gezegen gibi durmaktadır.
Dr.
Volkan
Matben
tıp fakültesinde öğrenciyken her parlak öğrenci gibi
Dahiliye uzmanı olmayı istiyormuş. Ta ki göz rotasyonları
sırasında mikroskop altında irisi görene kadar. İşte
O zaman göze aşık olmuş ve kendini bu işe adamış.
Yoksa
sıkılmadan hep ilk günkü gibi büyük bir zevkle binlerce
hastayı muayene ve ameliyat etmesi mümkün olamazdı.
Evet, iris büyülüyeci bir dokudur.Asıl görevi içerdiği
kaslarla fotoğraf makinasındaki diyafram gibi hareket
ederek gözbebeğinin (pupil) büyüklüğünü ayarlamaktır.
Optik Sinir
Gözümüzden beynimize
içinde tam 1.200.000 hat bulunan bir kablonun uzandığını
söylesek inandırıcı olur muyuz?
Evet ne kadar gerçek dışı da dursa, 1.8 mm’lik çapa,
2.7 mm2’lik bir kesite ve yaklaşık 5 cm’lik uzunluğa
sahip bu benzersiz kablo sayesinde görebilmekteyiz.
Olayın başına dönersek, pek çoğumuzun orta öğrenimden
hatırladığı kadarıyla retinaya (ağ tabaka) düşen görüntüler
burdaki hücreler tarafından elektriksal sinyallere
çevrilir.
Retina aslında üç katlı muhteşem bir görüntü işleme
sistemidir. Başka bir anlatımla retinanın işi temel
olarak üzerine düşen görüntüleri (başka bir değişle
fotonları), beynin değerlendirebileceği elektriksel
bilgi paketlerine çevirmektir. Görebilmemiz için retinanın
üzerinde oluşmuş görüntüyü tarif eden ve retina tarafından
düzenlenmiş bilgi paketlerinin beyne iletilmesi gereklidir.
İşte bu aşamada kavuniçi renkli mütavazi görünüşlü
incecik
bir kablonun (optik sinirin) bu işi başardığını görmek,
özellikle bilgisayar hayranlarının organik bilgisayar
devriminin bir an önce başlaması için duaya başlamaları
için yeter de, artar bile..
Retina
Retina
göz küresinin arka kısmının içini kaplayan kırmızı-kavuniçi
renkte damarlı bir yapı gösteren
çok özel bir tabakadır. Fotoğraf makinasındaki filme
benzer ya da daha güncel bir benzetmeyle video kameralarda
harektli görüntüyü sinyallere çeviren CCD chipini anımsatan
bir işlevi vardır. Görevi kısaca kornea ve göz merceği
tarafından üzerine düşürülen görüntüyü elektriksel
sinyallere
çevirmektir. Daha sonra bu sinyaller görme siniri (optik
sinir) yardımıyla beynin ilgili bölümüne iletilir.Retina
görme işlevi açısından çok hayati bir öneme sahiptir.
Yapışık olduğu yerden ayrılması durumunda, zamanında
müdahele edilmezse körlük oluşabilir. Yaşlanmanın,
yüksek
tansiyonun, göz tansiyonun ve şeker hastalığının retina
üzerinde ciddi zararları olabilir. Oluşan hasarlar
birikerek körlüğe kadar ilerleyebilir.
Sklera
Sklera (Grek Skleros:
Sert, sağlam) Gözün dışarıdan beyaz görünen kısmına
sklera adı verilir. Gözün sağlamlığını
ve şeklini oluşturan ana yapıdır. Şekli iki delikli
bir küreye benzer. Önde dışarıdan görülen deliğinde
kornea altında iris ve gözbebeği bulunur. Arkadaki
deliğinden
ise optik sinir (görme siniri) ve göz içi damarları
çıkar. Yapısı göz içinin aynen bir fotoğraf makinasındaki
gibi karanlık oda gibi işlev görmesine ve aynı zamanda
hareket edebilmesine olanak tanır. Sklera 6 adet göz
dışı kasla tutulur ve bu kasların sayesinde göze ışık
giren kısım (göz bebeği) dilenen yöne doğru çevrilebilir.
Sağlıklı sklera beyaz porselen rengindedir. Bazen dışarıdan
bakıldığında gözün beyaz kısmının kızardığı veya renk
değiştirdiği görülür. Bu genelde skleranın değil de
onun dışını ve göz kapaklarının içini kaplayan zarın
yani konjonktivanın renk değişikliğinden olur. Ama
bazen
sklera da renk değiştirebilir. Örneğin sarılık hastalığında
sarı bir renk alabilir. Bazı metabolizma hastalıklarında
(örneğin alkaptonüri / okronozis) kahve ya da farklı
bir renk alabilir. En sık olarak ta mavimsi gözükebilir.
Bunun sebebi ise skleranın aşırı incelmesi ve altındaki
uvea tabakasının renginin gözükmesidir. Normal olarak
skleranın kalınlığı 1 mm ile 0.3 mm arasındadır. Bundan
daha ince olursa iç kısmını kaplayan uveanın rengi
görülebilir
ve hatta aşırı incelmede gözün yapısında fırtlama/baloncuk (ektazi) gibi şekil bozuklukları dahi olabilir. Skleranın
bir önemli özelliği de gözün merceğini taşıyan kasın
skleraya bağlı olmasıdır. Bu nedenle presbiyopi (yaşa
bağlı yakını görme problemi / göz merceğinin işlev
bozukluğu
) ile ilgili tedavi amaçlı cerrahi girişimlerin büyük
bölümü skleraya uygulanır.